Ana Sayfa İç Gündem Ülke Gündemi Dünya Gündemi Kütüphane Etkinlik Kültür -Sanat- Bilim Haber - Analiz Caferider
90 Bin Türk Mülteci Olacak
KKTC’nin varlığı bir kez daha kurtlar sofrasında… Bir taraftan ABD, öte taraftan AB; küresel güç odaklarının kuklasına dönüşen BM’nin gözetiminde Kıbrıs’taki Türk varlığını ortadan kaldırmak için var güçleriyle çalışıyor. Bir kez daha hatırlatalım: Kıbrıs vatandır, ‘ser’den vazgeçilir ama vatandan asla vazgeçilmez.
Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
13-01-2017 07:33 - 143 Okunma
Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde 15 Mayıs 2015’te yeniden başlayan müzakereler kritik bir aşamaya geldi.
 
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) topraklarını delik deşik eden, KKTC topraklarının yüzde 21 oranında azalmasına yol açan, Ada’daki 90 bin Türk’ü toprağından ederek onları bir bakıma mülteci durumuna düşürecek haritalar BM’nin özel kasasına kilitlendi.
 
Beşli konferans başladı
 
Müzakereler çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis ile garantör ülkeler adına Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias ve İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’ın katılımıyla düzenlenen uluslararası konferans İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirildi.
 
BM Cenevre Ofisi’ndeki KKTC’nin varlığı açısından kritik önemi bulunan konferansın açılışını BM Genel Sekreteri Antonio Gutteres yaptı. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’nin konferansta ‘özel gözlemci’ sıfatıyla yer alması dikkat çekti.
 
Konferansa AB’nin en üst düzeyde katılması anlamlı zira taraflardan Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi ve Birlik’ten çıkacağını ilan etse de İngiltere AB üyesi iken, Türkiye ve KKTC ise Birlik’in dışında yer alıyor. AB öteden beri Türkiye’yi Kıbrıs’ta işgalci olarak niteliyor. Bu bağlamda Avrupa Parlamentosu, bugüne kadar defalarca Türk askerlerinin Ada’dan çekmesi konusunda Ankara’ya baskı yaptı.
 
KKTC’nin sonu mu?
 
Müzakerelerde BM adına arabuluculuk yapan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı, eski Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, Çarşamba gecesi yaptığı açıklamada, en zor başlıkların birçoğunu ele aldıklarını ifade ederek, “Zorlu başlıkların hemen hemen hepsini ele aldık, pek çoğunu hallettik. Kalanları da halletmek üzereyiz” dedi. Eide’nin geçmiş açıklamaları dikkate alındığında bu sözler KKTC’nin sonu, bir bakıma ‘salas’ı anlamına geliyor.
 
Açık uçlu görüşmelere geçilebilir
 
Bu arada Cenevre’deki görüşmelerin iyi gittiğini öne süren bazı çevreler, ‘açık uçlu’ yani zamanla sınırlanmayan görüşmelerin başlayabileceğini savunuyor. Açık uçlu görüşmeler diplomaside saatlerin gerekirse durdurulabileceği görüşmeler olarak adlandırılıyor. Bu arada müzakerelerin hafta sonuna kadar uzatılması da gündemde…
 
Tavizi neden hep Türk tarafı veriyor?
 
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide’nin arabuluculuğunda Pazartesi günü İsviçre’de son 3 ayda üçüncü kez bir araya gelen taraflar, müzakerelerin ilk gününde ‘Mülkiyet’ ve ‘Yönetim ve Güç Paylaşımı’ konularını görüştü.
 
Taraflar ikinci gün (11 Ocak) “Yönetim-Güç Paylaşımı”, “Avrupa Birliği (AB)” ve “Ekonomi” başlıklarını masaya yatırdı. Cenevre’deki müzakerelerin son gününde de taraflar haritalarını sundu. Haritalar, iki tarafın harita uzmanlarının kontrollerinin ardından BM’nin çelik kasasına alınarak kilitlendi. Kıbrıs sorununa çözüm üretmek, adada kalıcı barış ve istikrarı sağlamak amacıyla yürütülen müzakereler geçen yıl İsviçre’nin Mont Pelerin kasabasında 7-11 ve 20-21 Kasım’da iki turlu olarak gerçekleşmişti.
 
Mont Pelerin’deki müzakerelerin ikinci turunda da Rum tarafının aşırı taleplerde bulunması ve uzlaşmaz tavırlarından dolayı sonuç alınamamıştı. Müzakereler kapsamında gerek ABD, gerek AB, gerekse de BM; sürekli olarak Türk tarafının taviz vermesini istiyor. 2004 yılında Rumlar tarafından reddedilen Annan Planı da Türk tarafının verdiği tavizlerle şekillendirilmişti.
 
Oysa 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı kazanan taraf Türkiye ve Kıbrıs Türk’ü… Normalde savaş meydanında kazanan, masada da kazanır. Ancak mesele Kıbrıs ve KKTC olunca bu denklem tersyüz ediliyor ve masada kazanan kaybetmeye zorlanıyor. İşte Türk milleti bunu kabul etmemeli.
 
Vatanın yoksa AB tanısa ne yazar?
 
Cenevre görüşmemelerinin amacı ne? Resmi açıklamalara bakıldığında 1974’ten bu yana bölünmüş adanın birleştirilmesi amaçlanıyor. Ortaya çıkacak devleti de AB tanıyacak? Malum AB halihazırda sadece Kıbrıs Rum kesimini tanıyor, keza dünya da öyle.
 
Şu anda Kıbrıs’ta Rumlar ile Türkler arasındaki bölgede BM askerleri devriye geziyor. Yeni dönemde ise Türk askerinin Ada’dan ayrılması hedefleniyor. Yunanistan’ın ve Rum kesiminin bu hususa toprak tavizinden daha fazla önem atfetmesi dikkat çekiyor.
 
Eğer Türkiye ve KKTC; Mehmetçik’in Ada’dan çekilmesine yeşil ışık yakarsa, anlaşma sağlanabilir! Mehmetçik’siz bir Kıbrıs’a vatan demek de mümkün olmaz. Bu arada Ada’da varılacak anlaşma her iki tarafta da referanduma sunulacak.
Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
13-01-2017 07:33 - 143 Okunma
Caferider Web TV
Video Galeri
Foto Galeri
Yazarlar Tümü
Mehdi AKSU
EMEK VE HİZMETE KADİR ŞİNAS OLMAK!
İbrahim ŞEREN
RAMAZAN ÖZLE BULUŞMA AYIDIR
Av. Sinan Kılıç
İnnaLillahi ve İnnaİleyhiraciun
Şirali Bayat
GADİR-İ HUM OLAYININ TANITIMI VE ARAŞTIRMASI KİTABI
Kasım Alcan
Hiç olmazsa dünyanızda özgür kişiler olun
Celal Özer
Aşık ve Dünya Sevgisi
Abdullah Turan
İmam Mehdi'nin Dünyaya Geldiğini İtiraf Eden Ehl-i Sünnet Âlimleri
Seyyid Ahmedi Safi
Tüm Müslümanları ilgilendiren önemli sorun
Musa Ayaztekin
Muta Nikahı Nedir, Ne Değildir?
Çayan Uludağ
Mekteb-i Kerbela
Namık Kemal Zeybek
Osmanlı'da Alevi Katliamı
Hüseyin Çaça
Kerbela Hadisesi-1-
24-11-2017 | Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Sitenize Ekleyin | Künye | Foto Galeri | Video Galeri | Yazarlar | İletişim | RSS
CaferiDer ® 2012  
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir Tasarım & Yazılım : Network Yazılım