Ana Sayfa İç Gündem Ülke Gündemi Dünya Gündemi Kütüphane Etkinlik Kültür -Sanat- Bilim Haber - Analiz Caferider
RAMAZAN AYININ ŞEHİDİ
Mehdi AKSU

            İnsan İmam Ali (a.s)'ı incelediğinde, okurken değil, anlamak isterken o hazrete baktığında, mihrapta gördüğü Ali ile savaş meydanında gördüğü Ali'nin farklı Ali'ler olduğunu anlar. İmam Ali (a.s) bir kişidir ama o, mihrapta farklı bir insandır, savaş meydanında farklı bir insan, yetimin evinde farklı bir insan, Fatma'nın evinde farklı bir insandır...  Bir insan sıfatlar yönünden ya şefkatli-merhametlidir veya kaba ve serttir. Ama gerçek manada İmam Ali (a.s) bunların tamamını kendisinde toplamıştı. İmam Ali (a.s)'ın hayatına baktığımız zaman, özellikle; genelde anlatılmayan yönü çekicilik ve iticilik boyutlarının onda çok belirgin bir şekilde tezahür ettiğini görürüz. Bunlar aynı zamanda çok önemli konulardır. Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a)'den sonra İslam tarihinde kimse İmam Ali (a.s) kadar çekici ve itici olamamıştır. Hz. Ali (a.s)'ın çekicilik ve cazibe özelliği, öyle insanları kendisine cezbetmiş öyle insanları çekerek kendisine âşık etmiştir ki, bunların her biri tarihte destan yazarak olgu olmuşlardır. Bu destanları yazanlar öldürüleceklerini bildikleri halde canları pahasına da Hz. Ali'den, Ali aşkından, Ali sevdasından vazgeçmemişlerdir.

İmam Ali (a.s)'dan yaklaşık yirmi yıl sonra, Meysem-i Temmar bilerek ve görerek dar ağacına gitmiştir. Darağacında insanlara; "Gelin sizlere mevlam Ali'nin faziletlerini anlatayım" diyordu. Sonunda feci bir şekilde öldürüldü, ama yine de Ali sevgisinden ve Ali aşkından vazgeçmedi.

Tarih, Ali (a.s)'ın aşkından dolayı seve seve ölüme gidenlerle doludur. Hz. Ali (a.s)'ı çok seven inançlı insanlardan birisi, bir gün bir anlık nefsine kapılarak hırsızlık yapar. İslam dininin kuralları gereğince parmaklarının kesilmesi gerekir. O gün hükmü uygulama yetkisi ise İmam Ali (a.s)'ın elindedir. İmam Ali (a.s) Allah'ın emrini uygulamada yıllarca ihmalkârlık göstermemiş ve insanlar arasında en ufak bir ayrım yapmamıştır. Nitekim dostu hakkında ayrım göstermeden parmaklarını keser. Adam kesilen parmaklarını diğer eline alarak ceza mahallinden uzaklaşır. Haricilerden Ali (a.s)'a düşman olan İbn-i Kevva adında biri, yolda bu adamı elleri kanlı bir halde görür. İbn-i Kevva bunu kendisine bir fırsat bilerek Ali (a.s)'ı adama kötülemek ve Ali sevgisini o adamın kalbinden çıkarmak için, adamın karşısına dikilerek "Ne oldu sana, nedir bu halin? Kim yaptı bunu sana, kim kesti parmaklarını?" diye sorar. Ali dostunun verdiği cevap o Harici'yi çok şaşırtır. Cevap, şöyledir: "Benim cezamı veren, peygamberlerin sonuncusu ve en azizinin vasisi ve vekilidir; vasi ve halifelerin efendisi ve baş tacıdır. Kıyamet günü yüzü ak çıkacak olanların imamı, müminler üzerinde hak sahibi olmaya en layık kimsedir. Adı, Ebu Talib oğlu Ali'dir. Müminlerin emiri, inananların hidayet imamıdır. Nimet cennetlerinin öncüsü; korkusuz, yiğit savaşçıların emsalsizidir. Cehalette direnenlerden intikam alan, namaz kılarken zekât verendir o... Olgunluk ve kemale götüren kılavuz, kemal yolunun rehberi ve imamıdır o... Kimdir o, bilir misin? Doğruları söyleyen, sözleri hakikat olan, Mekkeli cesur adam, vefa ve samimiyet timsali eşsiz insandır o!" (Bihar-ulEnvar,c.40, s.281)

Görüldüğü gibi, İmam Ali (a.s) tarafından parmakları kesilen o adam önce, Hz. Ali (a.s)'ı ismini vermeden övgü dolu sıfatlarıyla övdükten sonra, o hazretin ismini vurgulamıştır. Bu sözleri elleri kesilen adamdan duyan, Ali (a.s)'ın düşmanı olan harici dehşete kapılarak çok şaşırır ve Ali sevgisinin nasıl bir sevgi olduğuna hayret eder.                                                 

            Rivayette de görüldüğü üzere Ali (a.s) öyle bir şahsiyetti ki, Ali (a.s)'ı sevdikten sonra parmağı Ali (a.s) tarafından kesilen insan bile Ali (a.s)'ın sevgisinden vazgeçmiyor. Bunun nedenini İmam Ali (a.s)'ın kendisi şöyle açıklıyor: "Bana düşmanlık etmesi için şu kılıçla müminin burnunu kesecek olsam, yine de düşman olmaz bana. Beni sevmesi için bütün dünyayı kendisine bağışlasam da münafık kimse dost olmaz bana!" Bu gerçeği Resul-i Ekrem (s.a.a) de şöyle vurgulamıştır: "Ya Ali, mümin sana düşman olmaz, münafık da seni dost tutmaz."

İmam Ali (a.s)'ın çekicilik ve iticiliğini gören ve bilen ve Ali (a.s)'ınŞia’sı olduğunu söyleyen bir insan, Ali (a.s)'ın ittiği insanların vasıflarına sahip olanlarla kardeşlik, ahbaplık yapıyorsa ve Ali (a.s)'ıncezb ettiği insanların vasıflarına da sahip olanlara karşı mesafeli duruyorsa, bu tür bir insanın Şialığı samimi değil demektir. Gerçek, samimi Ali dostları tarihte Ali (a.s)'ın çektiği insanların sıfatlarına sahip olanlarla dost olmalı ve tarihte Ali (a.s)'ın ittiği insanların vasıflarına da sahip olan insanlara karşı mesafeli olmalıdır. 

İnsanlar, tarihte yaşayan her hangi bir kahraman hakkında konuşmak veya bir şeyler yazmak isteseler, bunu çok rahat bir biçimde yapabilirler. Ama bahsi geçen şahsiyet öyle bir zat ki, âşıkların, ariflerin gönlünde taht kurmuş bir zat. Filozofların, akılcıların, kelamcıların akıllarında taht kurmuş bir zat. Ali (a.s) bütün ilim, bilim adamlarının, bütün ariflerin gönlünde taht kurmuş bir şahsiyettir. Dolayısıyla böyle bir şahsiyet hakkında yazmak ve söz etmek çok zor olsa gerek. İmam Ali (a.s) hakkında konuşan insanlar, yazan insanlar konuştuktan veya yazdıktan sonra derince düşünmeliler ve sonrasında o hazretten af dilemeli ve şöyle demeliler; "Ya Rabbi ben Ali (a.s)'ı hakkıyla anlatamadım, onun için sen beni affet." Çünkü anlatılmak istenen insan sıradan bir insan değildir. Sırat köprüsünün kıldan ince, kılıçtan keskin, ateşten daha hararetli olduğunu hemen hemen herkes duymuştur. Sırat köprüsünün numunesini ve örneğini bu dünyada görmek isteyene şu denilebilir ki, sırat köprüsünün bir benzeri Ali (a.s) hakkında bahsetmektir. Yani, sırat köprüsünü anlamak, derk etmek ne kadar zor ise Ali (a.s)'ı da anlamak ve anlatmak o kadar zordur.

Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
26-06-2016 13:09 - 706 Okunma
Mehdi AKSU yazarın diğer yazıları [ Tümü ]
EMEK VE HİZMETE KADİR ŞİNAS OLMAK! 15-11-2017 tarihinde eklendi
TEFEKKÜRSÜZLÜKTEN TEKFİRCİLİĞE! 31-10-2017 tarihinde eklendi
KÖTÜLÜK YAPTINMI KORK ÇÜNKÜ...! 21-10-2017 tarihinde eklendi
DOĞRULUK/DÜRÜSTLÜK VE ÖNEMİ! 03-10-2017 tarihinde eklendi
RİYAKÂRLIK; İÇİMİZİ KEMİREN MİKROP! 26-09-2017 tarihinde eklendi
DİNSEL YOBAZLIK! 18-09-2017 tarihinde eklendi
GADİR-İ HUM’U BİR DE BÖYLE ANLAMAK! 12-09-2017 tarihinde eklendi
GADİR-İ HUM’U BİR DE BÖYLE ANLAMAK-1 07-09-2017 tarihinde eklendi
ZAMANI OKUMAK! 04-09-2017 tarihinde eklendi
FACEBOOK KARNESİ! 30-08-2017 tarihinde eklendi
Caferider Web TV
Video Galeri
Foto Galeri
Yazarlar Tümü
Mehdi AKSU
EMEK VE HİZMETE KADİR ŞİNAS OLMAK!
İbrahim ŞEREN
RAMAZAN ÖZLE BULUŞMA AYIDIR
Av. Sinan Kılıç
İnnaLillahi ve İnnaİleyhiraciun
Şirali Bayat
GADİR-İ HUM OLAYININ TANITIMI VE ARAŞTIRMASI KİTABI
Kasım Alcan
Hiç olmazsa dünyanızda özgür kişiler olun
Celal Özer
Aşık ve Dünya Sevgisi
Abdullah Turan
İmam Mehdi'nin Dünyaya Geldiğini İtiraf Eden Ehl-i Sünnet Âlimleri
Seyyid Ahmedi Safi
Tüm Müslümanları ilgilendiren önemli sorun
Musa Ayaztekin
Muta Nikahı Nedir, Ne Değildir?
Çayan Uludağ
Mekteb-i Kerbela
Namık Kemal Zeybek
Osmanlı'da Alevi Katliamı
Hüseyin Çaça
Kerbela Hadisesi-1-
20-11-2017 | Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Sitenize Ekleyin | Künye | Foto Galeri | Video Galeri | Yazarlar | İletişim | RSS
CaferiDer ® 2012  
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir Tasarım & Yazılım : Network Yazılım