Ana Sayfa İç Gündem Ülke Gündemi Dünya Gündemi Kütüphane Etkinlik Kültür -Sanat- Bilim Haber - Analiz Caferider
Saadet için yol işaretleri
Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
20-05-2014 12:50 - 525 Okunma

 Allah'ı tanımanın sade yolunun bir takım özellikleri vardır ki en önemlileri şunlardır:

1- Bu yolun öncüllere ihtiyacı olmadığı için bu alanda söz konusu edilebilecek en kolay açıklama niteliğini taşır; dolayısıyla da bütün insanlar için malumat açısından hangi seviyede olursa olsun anlaşılabilirdir.

2- Bu yol, ilk önce "vacibu'l-vücud" olan bir varlığı ispatlayan; onun ilim, güç, hikmet, yaratıcılık, rububiyet vs. sıfatlarını ispatlamak için de başka delillere başvuran birçok felsefî ve kelamî yöntemlerin aksine doğrudan doğruya "sonsuz bilgi ve kudreti olan her şeyin yaratıcısı Allah"a doğru götürmektedir insanı.

3- Bu yol her şeyden önce, fıtratı uyandırma ve fıtrî tanımayı bilinçlendirme rolünü üstlenmektedir. Bu delil, Allah'ın kudretinin izlerini her varlıkta görürcesine irfanî bir hâl kazandırır insana.

İşte bu özellikleri dikkate alarak ilâhî din önderleri, insanlar için bu yolu seçmiş ve herkesi onu izlemeye davet etmişlerdir; diğer yöntemleri ise ya özel kimselere öğretmiş veya mülhit filozoflarla tartışmada onlara karşı kullanmışlardır.
O'nun Nişaneleri

Allah'ı tanımanın sade yolu, Allah'ın dünyadaki nişane ve belirtilerinin; Kur'ân-ı Kerim'in tabiriyle "Allah'ın ayetlerinin üzerinde düşünmek"tir. Yer, gök ve insandaki bütün olgu ve varlıkların her biri doğru bir bakışla hep yüce bir varlığın birer nişanesidir ve her biri kendine has özgünlükle gönül yelkovanını her zaman ve her yerde varlık âleminin merkezi olan o maksada doğru yöneltir.

Elinizdeki bu kitap bir nişanedir; bu kitabı okuyarak onun bilinçli ve hedefli bir yazarının olduğuna inanıyorsunuz. Bu kitabın bir takım maddî etki ve tepkiler sonucu ortaya çıktığını ve hedefli bir yazarının olmadığını hiç aklınızın ucundan geçirebilir misiniz? Bir madende patlama sonucu küçük parçaların harf şeklini aldığını ve kağıt parçalarıyla tesadüfi bir çarpışmayla bilinen yazıları oluşturduğunu, daha sonra kağıtların başka bir tesadüfle düzenlenip ciltlendiğini ve böylece onlarca ciltlik "bir ansiklopedi"nin oluştuğunu düşünmek saçma değil mi?!

Bu kadar tanınmış ve tanınmamış esrar ve hikmetleriyle bu büyük evrenin oluşumunun açıklamasında tesadüflerin rol oynadığını kabul etmek bu düşünceden binlerce kere daha saçmadır!

Evet; her hedefli düzen, hedefli bir düzenleyicinin belirtisidir. Bu evrenin neresine bakılırsa bakılsın hikmetli bir yaratıcının onu yarattığı ve sürekli olarak onu yönetmekte olduğu görülmektedir.

Bahçedeki toprak ve gübre arasından çıkan bir gül dalının rengarenk görünümü ve küçücük bir taneden oluşmuş olan ve her yıl çok miktarda güzel renkli, güzel kokulu, tatlı elmalar veren bir elma ağacı ve çeşitli özellik, değişik şekilleriyle diğer ağaçlar...

Yine bir gül dalında öten bir bülbül ve yumurtadan çıkan, gagasını yere vuran bir civciv, yeni dünyaya gelen bir kuzu ve bebek için annesinin göğsünde toplanan süt ve… hepsi O'nun nişaneleridir.

Bebeklerin dünyaya gelmesiyle aynı zamanda annelerin göğsünde süt oluşması arasında ne kadar da hayret verici bir uyum vardır!

Her yıl yumurta bırakmak için daha önce hiç gitmediği kilometrelerce yolu kat eden balıklar, bir yığın bitkiler arasındaki yuvalarını tanıyan ve hatta bir kez bile yanlışlıkla başka bir yuvaya gitmeyen su kuşları, her sabah kovanlarından çıkıp kokulu güllerden yararlanmak için uzun yolları kat ettikten sonra akşamları kovanlarına geri dönen bal arıları ve... hepsi O'nun nişanelerindendir.

Hayret verici nokta şu ki: Seçkin bir varlık olan insanın yararlanması için hem bal arıları, hem süt veren inek ve koyunlar ihtiyaçlarından kat kat fazla süt ve bal üretmekteler!

Bütün bunları şükrünü etmeyen insan, tanıdığı veli nimetini tanımazlıktan gelir ve onun hakkında tartışır ve cedel eder!

Bizzat insanın vücudunda çok ince tedbirin hayret verici eserleri görülmektedir: Vücudun uyumlu sistemlerden oluşması, her sistemin münasip organlardan teşkil bulması, her organın hepsi ana hücreden meydana gelen milyonlarca özel canlı hücreden oluşması ve her hücrenin belli bir oranda gerekli maddelerden teşkili, her uzvun bedenin en uygun yerinde yer alması, aza ve sistemlerin akciğer vasıtasıyla oksijen alması ve onu kandaki alyuvarlar vasıtasıyla taşıması, karaciğer aracılığıyla gerekli miktarda şeker üretimi, hasar görmüş dokuların yeni hücrelerin oluşmasıyla onarılması, akyuvarlar yardımıyla bedene saldıran mikropların yok edilmesi, bedenin hayatî işlerini düzenlemede önemli rolleri olan çeşitli bezler vasıtasıyla çeşitli hormonların aktarılması vb. hedefli hareket ve faaliyetlerin hepsi O'nun nişaneleridir.

Onlarca asır boyunca binlerce bilginin henüz inceliklerine varamadığı insanı hayrete düşüren bu sistem ve düzeni kim oluşturdu?

Her hücre hedefli küçük bir sistemdir, hücreler birleşerek hedefli ve daha büyük bir sistem olan organı oluşturmaktadır, çeşitli ve karışık sistemler topluluğu ise bedenin hedefli genel sistemini oluşturmaktadır. Ama iş burada bitmiyor; sayısız canlı ve cansız varlıkların sistemleri "tabiat âlemi" adında eşsiz ve çok büyük bir sistemi oluşturmaktadır ki, o da tam bir düzen ve uyumluluk içinde bir tek hekimane tedbirle idare edilmektedir. Bu hikmetli tedbir kime aittir?

İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da (yalnız O'na tapmaktan) çevriliyorsunuz.[1]

Açıktır ki, insanın bilgisi genişledikçe, tabii varlıklara egemen olan kural ve ilişkiler keşfedildikçe yaratılışın esrar ve hikmetleri daha fazla ortaya çıkacaktır. Fakat, var olan bu varlıklar ve açık nişaneler üzerinde düşünmek tertemiz ve şüphelere bulaşmamış kalpler için yeter.
 
[1]- En'âm, 95.

Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
20-05-2014 12:50 - 525 Okunma
Caferider Web TV
Video Galeri
Foto Galeri
Yazarlar Tümü
Mehdi AKSU
EMEK VE HİZMETE KADİR ŞİNAS OLMAK!
İbrahim ŞEREN
RAMAZAN ÖZLE BULUŞMA AYIDIR
Av. Sinan Kılıç
İnnaLillahi ve İnnaİleyhiraciun
Şirali Bayat
GADİR-İ HUM OLAYININ TANITIMI VE ARAŞTIRMASI KİTABI
Kasım Alcan
Hiç olmazsa dünyanızda özgür kişiler olun
Celal Özer
Aşık ve Dünya Sevgisi
Abdullah Turan
İmam Mehdi'nin Dünyaya Geldiğini İtiraf Eden Ehl-i Sünnet Âlimleri
Seyyid Ahmedi Safi
Tüm Müslümanları ilgilendiren önemli sorun
Musa Ayaztekin
Muta Nikahı Nedir, Ne Değildir?
Çayan Uludağ
Mekteb-i Kerbela
Namık Kemal Zeybek
Osmanlı'da Alevi Katliamı
Hüseyin Çaça
Kerbela Hadisesi-1-
19-11-2017 | Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Sitenize Ekleyin | Künye | Foto Galeri | Video Galeri | Yazarlar | İletişim | RSS
CaferiDer ® 2012  
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir Tasarım & Yazılım : Network Yazılım