Ana Sayfa İç Gündem Ülke Gündemi Dünya Gündemi Kütüphane Etkinlik Kültür -Sanat- Bilim Haber - Analiz Caferider
Suriye-Ürdün İlişkileri Normalleşirken: Suriye’nin Güney Sınırında Neler Oldu?
Suriye yönetimi ile ilişkilerini düzeltmeye başlayan ülkeler arasına Ürdün Krallığı da katıldı. Geçtiğimiz günlerde Suriyeli üst düzey askeri yetkililerden oluşan bir heyetin 5 yıllık aradan sonra ilk defa Ürdün’e ziyaret gerçekleştirdiği iddiaları gündemde yer bulurken Suriye-Ürdün sınırındaki Dera bölgesinde de 600 silahlının Suriye ordusuna teslim olduğu bildirildi.
Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
03-02-2017 08:00 - 219 Okunma
Suriye hükümetiyle ilişkilerini düzeltmeye başlayan ülkeler arasına Suriye’nin güney komşusu olan Ürdün Krallığı da katıldı.
 
Ürdün Kralı Abdullah’ın geçtiğimiz yıl Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sonrası bunun sinyalleri verilmişti aslında.
 
Fakat bu kez, Suriyeli üst düzey askeri yetkililerden oluşan bir heyetin Ürdün’ün başkenti Amman’a ziyaret gerçekleştirdiği iddiaları Suriye’nin güney cephesinde artık çatışma ve savaş ortamının tamamen sonlanacağı anlamına da geliyor.
 
ÜST DÜZEY ASKERİ ZİYARET
 
Kuveyt merkezli Er-Rai gazetesinin Amerikalı diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre iki hafta önce Suriyeli askeri yetkililerden oluşan bir heyet, 5 yıllık bir aradan sonra ilk kez Ürdün’ü ziyaret etti.
 
Ürdünlü ve Suriyeli subayların, Amerikalı ve Rus subayların da arabuluculuğu ile bir dizi toplantı gerçekleştirdiği söyleniyor.
 
Toplantıların ana maddesinin askeri işbirliği üzerine olduğu söylenirken heyete Suriyeli bir tuğgeneralin başkanlık ettiği belirtiliyor.
 
Suriye ve Ürdünlü subayların ortak eylem planının ilk aşamasında Humus’un doğusundaki Palmira antik kentinin IŞİD’den kurtarılması olduğu iddia ediliyor.
 
SURİYE’NİN GÜNEY SINIRI: SÖMÜRGECİLİĞE KARŞI DİRENİŞ
 
Suriye’nin güney kentleri, Fransız manda yönetiminin hüküm sürdüğü yıllarda da sömürgecilere karşı ilk halk ayaklanmalarının başladığı bölgeler olmuştur.
 
1925 yılında, şu an Kuneytra vilayetine bağlı olan Mecdel Şems kenti, Sultan Paşa el-Atraş öncülüğünde Fransız manda yönetimine karşı ilk ayaklanmanın başladığı bölge. Sonrasında Şam kırsalı ve Suveyda’ya yayılan direniş dalgası İdlib, Halep, Lazkiye, Tartus bölgelerinde başlayacak olan direnişlere esin ve moral kaynağı olmuştur.
 
VEKALET SAVAŞINDA ÜRDÜN’ÜN ROLÜ: DERA’DA ‘DEVRİM’
 
Ürdün Krallığı, Suriye’de süren vekalet savaşı boyunca Türkiye’nin Suriye’nin kuzey sınırında üstlendiği vazifenin aynısını güneyde üstlendi.
 
2013 yılında, başkent Şam çevresindeki tüm bölgelerin ”ılımlı muhaliflerin” kontrolüne girmesi yine İsrail ve Ürdün’ün marifetiydi.
 
Daha kritik olansa, başkent Şam’ın hemen güneyinde yer alan Dera bölgesi kent merkezi ve birkaç köy ve ilçe haricinde yine Ürdün’ün aktif desteğiyle militanların eline geçmişti.
 
Uzun bir süre, Dera kenti ”Suriye devriminin başkenti” olarak anılırken eğit-donat projeleriyle binlerce militan Ürdün’den Suriye’ye geçiyordu.
 
Dera kentinin kuzeyinde yer alan Busra eş-Şam, Şeyh Miskin, Nava, İnhil, İbta, Kefr Şems gibi bölgeler bir bir cihatçıların eline geçerken kent, üç koldan kuşatılmıştı.
 
Bu süre zarfında Dera vilayetinin doğu komşusu olan ve Dürzi yoğunluklu nüfusun varlık gösterdiği Suveyda bölgesi de ”ılımlıların” saldırılarından nasibini almıştı.
 
Fakat Suveyda halkının Dera’daki gibi ”ılımlılara” kucak açmadığı söylenebilir. 2014 yılının ortalarında ve 2015 yılının sonlarına doğru Suveyda kentinde de çeşitli provokasyon girişimleri olsa da Dera’ya kıyasla çok sönük kaldı ve emperyalist medyada da pek yankı uyandırmadı.
 
MİLİTANLARIN TASFİYESİ
 
Özellikle 2015 yılının ortalarında Suriye’nin güneyindeki cihatçı grupların yavaş yavaş gardını düşürdüğü ve birer birer tasfiye olduğu söylenebilir.
 
Silahlı grupların, Ürdün yönetiminin de desteğiyle başlattığı son büyük saldırı ”Güney Fırtınası” adıyla Dera vilayetinin tamamını kapsadı. ”Güney Cephesi” çatısı altında birleşen eğit-donat mamülü irili ufaklı ÖSO grupları, Şam’ın Doğu Guta bölgesinde üslenen Suudi Arabistan destekli İslam Ordusu, ABD ve Avrupa ülkelerinden -özellikle de Fransa’dan- gelen silah desteğiyle son kozunu oynamıştı.
 
Başarısız olan saldırılar neticesinde militanlar rekor seviyede militan kaybetti ve yine Ürdün yönetiminden ”Güney Cephesi” grubuna desteğin kesileceği yönünde mesajlar gelmeye başladı.
 
Aralık 2015’te Suudi destekli İslam ordusu isimli grubun meşhur lideri Zahran Alluş’un Suriye ordusu tarafından öldürülmesinde Ürdün istihbaratının da desteği olduğu iddiaları o dönem ciddi tartışmalara yol açmıştı.
 
Bunun hemen ardından ”Gerçek Fırtına” ismiyle Dera kırsalında yeni bir saldırı dalgası başlatan militanlar, yine başarılı olamadı.
 
ŞEYH MİSKİN’İN KURTARILIŞI
 
Bunun sonrasında 2016 yılının başlarında Suriye ordusu, militanların ”Dera koridorunu kırma” yönündeki hayallerini yıkarak Dera kentinin kuzey kırsalında yer alan ve vilayetin en büyük ilçelerinden biri olan Şeyh Miskin kentini tamamen kurtardı.
 
Şeyh Miskin kentinin militanlar için sembolik ve stratejik yönden önemi büyüktü. Şeyh Miskin, cihatçıların İsrail sınırına süpürülmesi adına Suriye ordusunun ileri karakolu olmuştu.
 
Tam bu sıralarda, silahlı grupların yaşadığı bu hezimetlerin hemen ardından İsrail’in Kuneytra ve Şam’da Suriye ordusu hedeflerine yönelik hava saldırıları da hız kazanmıştı.
 
MİLİTANLAR ARASI İÇ SAVAŞ
 
Bu süreç içerisinde yine İdlib ve Halep kırsalında son günlerde cihatçı gruplar arasında başlayan kanlı iç çatışmaların bir benzeri de Ürdün sınırında yaşandı.
 
Musenna Hareketi isimli, o zamanlar ”ılımlı” olarak anılan bir grup, Güney Cephesi’ne bağlı gruplar tarafından IŞİD’le bağlantılı olduğu suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı.
 
Halihazırda Şam’ın güney banliyöleri ve Dera ve Kuneytra kırsalında etkin olan ”Yermuk Şehitleri Tugayı” isimli grup, IŞİD’e biat ettiğini yani bağlandığını ilan ettikten sonra yer yer iç çatışmalar yaşanıyordu.
 
Musenna Hareketi’nin karargahları basılırken şeri liderleri ve saha komutanları her gün birer birer suikaste uğrayordu.
 
Tabiri caizse Teksas’a dönen Dera bölgesi 2015 ve 2016 yıllarını cihatçılar arasındaki iç çatışmalarla geçirdi.
 
2016 yılının ortalarında Musenna Hareketi, IŞİD’e bağlılığını ilan ederek Yermuk Şehitleri Tugayı ile birleşti. Yeni koaliyonun adıysa ”Halid bin Velid Ordusu” oldu.
 
İsrail sınırına konuşlanan Halid bin Velid Ordusu ile ”ılımlılar” arasında, tıpkı 2016 yılı boyunca Halep’in kuzeyi, Türkiye sınırında IŞİD ve ÖSO arasında yaşanan savaş gibi pinpon oyunu benzeri bir çatışmalar silsilesi baş gösterdi.
 
DERA’DA ‘ULUSAL UZLAŞMA’
 
IŞİD’in İsrail sınırında doğrudan hedef olmadan hala varlık gösterebilmesi hiç de ilginç değil.
 
Fakat Ürdün yönetiminin Rusya ile yakınlaşması, Suriye yönetimi ile arasını düzeltmesi ile sahadaki cihatçı grupların arasında ”fitnenin” baş göstermesi hiç de tesadüf değil.
 
Suriye ordusuyla karşı karşıya olan ”ılımlıların” karşısına bir de IŞİD’in dikilmesi, İslam Ordusu ve Rahman Kolorduları grupları arasında Şam’ın Doğu Guta bölgesinde bir iç çatışmanın daha patlak vermesi ve hemen ardından Batı ve Doğu Guta bölgelerinde Suriye ordusunun seri ilerleyişinin Dera’daki grupların belini büktüğü açık.
 
Mayıs 2016’dan bu yana Dera kenti ve kırsalında herhangi bir çatışma gözlenmedi. Bunun yanı sıra binlerce ÖSO militanı da silah bırakarak Suriye ordusuna teslim oluyor.
 
Bu haftanın başında SANA‘da yer alan habere göre Dera’nın kuzeyindeki Gabagab bölgesinde 600 militan silah bırakarak Suriye ordusuna teslim oldu.
 
”Ülke güvenliğine zarar verecek hiçbir eyleme karışmama” konusunda taahhütte bulunan militanların 280’inin de silahlarını teslim ederek normal hayatlarına döndüğü bildiriliyor.
 
Suriye’nin güneyinde, uzlaşmaya katılarak silah bırakan militanların, Suriye ordusunun Şam kırsalındaki Kalamun doğusunda IŞİD’e karşı başlattığı operasyonlara da gönüllü olarak katıldığı çeşitli saha kaynaklarında son bir haftadır yer buluyor.
 
Bu saatten sonra Dera kenti ve kırsalında şiddetli çatışmaların yaşanmayacağı açık, kent merkezinin de son 6 aydır füze ve havan toplu saldırılara hedef olmadığı görülüyor.
 
SON DENEME: YENİ SURİYE ORDUSU
 
Ürdün yönetiminin ABD ile birlikte imza attığı son fiyaskoysa ”Yeni Suriye Ordusu” isimli proje oldu.
 
Hazal es-Sarhan isimli eski uyuşturucu ve petrol kaçakçısı, grubun lideri olarak ”yeni direniş lideri” olarak reklam edildi.
 
Mart 2016’da ABD’li subaylar tarafından eğitilen 300 kişilik bir grup, IŞİD’in elindeki Tanaf sınır kapısını ele geçirdi.
 
Yeni Suriye Ordusu, Suriye’nin güneydoğusunda faaliyet gösteren ”Ahmed el-Abdo Şehitleri Tugayı” ve ”Asala vel Tenmiyye Cephesi” isimli grupların bir koalisyonunu oluştursa da militan kapasitesi sadece 300 kişiydi.
 
ABD’nin gülünç reklam faaliyetlerine meze olan grup, 2016 yılının Ağustos ayında şaşırtıcı bir hamle yaptı.
 
Halihazırda ellerinde tuttukları Tanaf sınır bölgesinden harekete geçen grup, Deyrezzor’un güneyinde yer alan ve IŞİD’in kontrolüne geçtikten sora yaklaşık 40 bin sivilin yaşadığı Elbukemal kentine yönelik bir saldırı başlattı.
 
Elbukemal yakınlarına havadan indirilen 200 militan, kent yakınındaki eski hava üssünü ele geçirdiğini duyurdu. Bunun hemen ertesi gününde militanların IŞİD tarafından ya öldürüldüğü ya da esir alındığı bir kısmının kaçmayı başardığı ve ellerindeki tüm ABD yapımı silahların da IŞİD’in eline geçtiği öğrenildi.
 
Bundan 3 ay kadar önceyse Hazal es-Sarhan’ın kaçakçılığa tekrar döndüğü, ”Yeni Suriye Ordusu” projesinin de sonlandırıldığı bildirildi.
 
Son 1 sene içerisinde İsrail sınırında varlık gösteren IŞİD bağlantılı Halid bin Velid Ordusu’nun akıbetinin ne olacağıysa tam bir muamma.
 
İsrail tarafından sadece bir kez hedef alınan bu grup, zaten kritik süreçler atlatan Kuneytra kentine yönelik en ciddi tehlikelerden birisini oluşturuyor.
Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
03-02-2017 08:00 - 219 Okunma
Caferider Web TV
Video Galeri
Foto Galeri
Yazarlar Tümü
Mehdi AKSU
EMEK VE HİZMETE KADİR ŞİNAS OLMAK!
İbrahim ŞEREN
RAMAZAN ÖZLE BULUŞMA AYIDIR
Av. Sinan Kılıç
İnnaLillahi ve İnnaİleyhiraciun
Şirali Bayat
GADİR-İ HUM OLAYININ TANITIMI VE ARAŞTIRMASI KİTABI
Kasım Alcan
Hiç olmazsa dünyanızda özgür kişiler olun
Celal Özer
Aşık ve Dünya Sevgisi
Abdullah Turan
İmam Mehdi'nin Dünyaya Geldiğini İtiraf Eden Ehl-i Sünnet Âlimleri
Seyyid Ahmedi Safi
Tüm Müslümanları ilgilendiren önemli sorun
Musa Ayaztekin
Muta Nikahı Nedir, Ne Değildir?
Çayan Uludağ
Mekteb-i Kerbela
Namık Kemal Zeybek
Osmanlı'da Alevi Katliamı
Hüseyin Çaça
Kerbela Hadisesi-1-
23-11-2017 | Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Sitenize Ekleyin | Künye | Foto Galeri | Video Galeri | Yazarlar | İletişim | RSS
CaferiDer ® 2012  
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir Tasarım & Yazılım : Network Yazılım