05-06-2014 tarihinde eklendi
Hayat Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt'in sözlerindedir
Yolunuzu aydınlatacak mesajlar

-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Her kim Mümin kardeşini üzer, sonra da (kendisini affetmesi için) bütün dünyayı kendisine verecek olsa bu kendisi için kefaret olmaz ve bu ihsanından dolayı asla mükafat görmez.” (Dolayısıyla önce tövbe etmeli ve üzdüğü Müslüman kardeşini kendisinden razı etmelidir.)

Bihar’ul-Envar, c. 75, s. 150

* * *
-İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müslü­man kardeşinin senin üzerindeki en çok farz olan hak­larından biri de dünya ve ahiret menfaatinin olduğu bir şeyi kendisinden gizlememendir.”

Bihar’ul-Envar, c. 2, s. 75

* * *
- Hz. Hasan (a.s), annesi Fatıma (a.s)’ı sürekli komşuları ve diğerleri hakkında dua ederken gördü­ğünde, “Anneciğim, neden kendine dua etmiyorsun?” diye sordu. Bunun üzerine Hz. Fatıma (a.s) şöyle bu­yurdu: “Önce komşu, sonra ev.”

Keşf’ul-Gumme, c. 2, s. 25
Bihar’ul-Enver, c. 43, s. 82

* * *
-İmam Hasan b. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Başkalarına karşı, kendine nasıl davranılmasını sevi­yorsan öyle davran.”

Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 116

* * *
-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Allah, hakkı ihya edip batılı yok öldürene; zulmü reddedip adaleti ikame edene rahmet etsin.”

Gurer’ul-Hikem, s. 181

* * *
150-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şu dört şey Peygamberler (a.s)’ın ahlakındandır: İyilik, cömert­lik, zorluklar karşısında sabır ve Müminin hakkını al­mak için kıyam etmek.”

Tuhef’ul-Ukul, s. 277

* * *
1-Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Dinin direği olan, İslam cemaatini oluşturan, düşmanlara karşı duran, ümmetin çoğunluğu olan halkı sevmeli ve onlara meyletmelisin.”

Nehc’ül-Belağa, 53. Mektup

152-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Mümin insanın hakkını eda etmekten daha üstün bir şeyle ibadet edilmemiştir.”

el-Kafi, c. 2, s. 170

* * *
-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bir Mü­mine eziyet eden şüphesiz ki bana eziyet etmiştir.”

Bihar’ul-Envar, c. 67, s. 72

* * *

-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bir mü­minin malını haksız yere gasp eden kimseden tövbe etmedikçe ve aldığı malı sahibine geri vermedikçe Allah asla razı olmaz, iyi ve hayır işlerini asla kabul etmez ve iyiliklerinden saymaz.”
Müstedrek’ül-Vesail, c. 17, s. 89

 Nebi (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Birbirinizle karşılaştığınız zaman selam verip tokalaşın ve ayrıl­dığınızda da birbirinize mağfiret dileyerek ayrılın.”
Bihar’ul-Envar, c. 76, s. 4

-İmam Hüseyin bin Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Selam vermenin yetmiş sevabı vardır; atmış dokuz se­vabı selam verene, bir sevabı da selama karşılık verene aittir.”
Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 120

-Eba Abdillah (İmam Sadık) -a.s- şöyle buyur­muştur: “Resulullah (s.a.v), Abdulmuttalib oğullarını toplayarak şöyle dedi: “Ey Abdulmuttalib oğulları se­lamı yayın, yakınlarınızı ziyaret edin, insanlar uykuda iken gece namazı kılın, yemek ihsan edin ve güzel söz­ler söyleyin ki esenlikle cennete giresiniz.”
Bihar’ul-Envar, c. 69, s. 393

-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “İlk selam veren kimse Allah ve Resulü nezdinde daha evladır./değerlidir.”
Vesail’uş-Şia, c. 12, s.

-“Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “Sizden; iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve kötülükten men eden bir cemaat olsun. İşte kurtuluşa erişenler yalnız onlardır.”
Al-i İmran/104

-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Ümme­tim iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak husu­sunda gevşek davranıp bu önemli işi birbirine havale ettiklerinde Allah-u Teala’ya karşı savaş ilan etmiş olurlar.”
Bihar’ul-Envar, c. 100, s. 92

-Emir’el-Müminini İmam Ali (a.s) şöyle buyur­muştur: “Marufu emret ve ona uyanlardan ol, münkeri elinle ve dilinle gider. Münkeri isteyenlerden tüm ça­banla uzaklaş ve sakın. Allah yolunda hakkıyla cihad et. Hiçbir kınayıcının kınaması, seni onun yolundan alı­koymasın. Nerede olursan ol, hak yolunda güçlülükle­rin en şiddetlilerine korkusuzca atıl.”
Nehc’ül-Belağa, 31. Mektup

-İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak Peygam­berlerin yolu ve salihlerin metodudur. Bütün farzların kendisiyle ikame edildiği büyük bir farzdır. Diğer inançlar onunla emniyete erer, kazanç ve işler onunla helal olarak gerçekleşir, zulümler ortadan kalkar ve yer­yüzü düzene girer.”
el-Kafi, c. 5, s. 56

-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir kötülük görürse, eliyle o kötülüğü nehy etsin. Gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmezse kalbiyle nehy etsin.”
Vesail’uş-Şia, c. 16, s. 135

-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bir üm­met iyiliği emredip kötülükten sakındırdıkça; iyilik ve takvada yardımlaştıkça sürekli hayırlar/iyilikler içinde yaşar. Aksi takdirde böyle davranmadığı müddetçe on­lardan tüm ilahi bereketler alınır.”
et-Tehzib, c. 6, s. 181

- Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s), İbn-i Mülcem (Allah’ın laneti üzerine olsun) tarafından ağır yarala­nınca oğlu Hasan ve Hüseyin (a.s)’a şöyle vasiyet et­miştir: “Allah için mallarınızla, canlarınızla ve dilleri­nizle Allah yolunda cihad edin... İyiliği emredip kötü­lükten men etmeyi terk etmeyin. Aksini yaptığınız tak­dirde başınıza kötüleriniz geçer ve sonra, yaptığınız du­alar da kabul olmaz.”
Nehc’ül-Belağa 47. Mektup

-İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bütün hayırlı amellerin ve hatta Allah yolunda cihadın bile, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma görevinin kar­şısındaki konumu; ağızdaki tükürüğün, dalgalı denizler karşısındaki konumu gibidir.”
Bihar’ul-Envar, c. 100, s. 89

-İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah azze ve celle Şuayb Peygamber (a.s)’a şöyle vahiy etti: “Ben Şüphesiz ki senin kavminden yüz bin kişiyi azaba düçar kılacağım. Bu yüz bin kişiden kırk bin kişisi kö­tüler, altmış bin kişisi ise iyilerdir.” Bunun üzerine Şuayb Peygamber (a.s) şöyle buyurdu: “Ya Rabbi! Kö­tüler azaba layıktır, ama iyiler neden bu azaba düçar olacak?” Allah azze ve celle ona şöyle vahiy etti: “Zira onlar da kötülerle uzlaştılar ve ben gazaplandığım halde onlar gazaplanmadılar.” (Onlar günah işlediğinde hiçbir şey demediler, iyiliği emredip kötülükten sakındırmadı­lar.)
el-Kafi, c. 5, s. 56

 -Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Dilin çı­kardığı fitne, kılıcın vurduğu darbeden daha şiddetli­dir.”
Bihar’ul-Envar, c. 71, s. 286

-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir şey dil kadar uzun süre hapsedilmeye müstahak değil­dir.” (Zira insanın işlediği günahların çoğu dil vasıta­sıyla gerçekleşmektedir: gıybet, iftira, yalan, alay ve dille yaralama gibi.)
Bihar’ul-Envar, c. 71, s. 277

-İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Dilini ko­rumadıkça hiç kimse günahtan korunmuş olamaz.”
Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 178

-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Gıybet etmenin Müslüman insanın dinini yok etme hususun­daki etkisi; insanın, içindeki cüzzam hastalığından (öl­mesinden) daha etkilidir.”
el-Kafi, c. 2, s. 257

-Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Gıybeti terk etmek Allah azze ve celle için kılınan on bin rekat müstahap namazdan daha sevimli ve değerlidir.”
Bihar’ul-Envar, c. 75, s. 261

- Abd’ul-Mu’min’il-Ensari şöyle buyuruyor: “Muhammed bin Abdillah’il-Caferi’nin de yanında bulunduğu bir sırada İmam Ebi’l Hasan Musa bin Ca­fer (a.s)’ın yanına vardım. Ben ona bakıp tebessüm edince İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Onu seviyor mu­sun?” Ben, “Evet, onu sizin için seviyorum.” deyince de şöyle buyurdu: “O senin kardeşindir. Her ne kadar babaları bir olmasa da mümin müminin kardeşidir. Kardeşini itham eden kimse melundur. Kardeşini kan­dıran kimse melundur. Kardeşine nasihat etmeyen kimse melundur. Kardeşinin gıybetini yapan kimse melundur.”
Bihar’ul-Envar, c. 75, s. 262

-İmam Musa b. Cafer (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kardeşinin gıybetini eden kimse melundur.”
Bihar’ul-Envar, c. 74, s. 232

-Enes b. Malik şöyle diyor: “Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Benden altı şeyi kabul edin, ben de size cenneti kabul edeyim (cenneti garantileyeyim):

1-Konuştuğunuz zaman yalan söylemeyin.

2-Söz verdiğiniz zaman sözünüzden caymayın.

3-Güvenildiğiniz zaman ihanet etmeyin.

4-Gözlerinizi (günahlara ve haramlara) kapayın.

5-Avret mahallinizi (ırzınızı) koruyun.

6-El ve dillerinizi haramlardan koruyun.”

http://www.caferider.com.tr/hayat-hz--peygamber-ve-ehl-i-beyt-in-sozlerindedir_h11773.html