Ana Sayfa İç Gündem Ülke Gündemi Dünya Gündemi Kütüphane Etkinlik Kültür -Sanat- Bilim Haber - Analiz Caferider
Hz. İmam Ali Naki'den (as) nurlu damlalar
Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
23-04-2014 12:30 - 857 Okunma

  Musa ibn-i Muhammed ibn-i Rıza [1] şöyle diyor:
"Yahya ibn-i Eksem’le, Dar-ül Amme'de görüştüm, benden bazı sorular sordu. Sonra kardeşim Ali ibn-i Muhammed (İmam Ali Naki) aleyhi’s-selâm’ın huzuruna vardım, buyurduğu tavsiyeler, kendileri hakkında basiretli olmama ve itaatini gerekli saymama sebep oldu.
İmam’a: "Canım sana feda olsun, İbn-i Eksem cevap vermem için yazılı olarak benden bazı sorular sordu." dedim. İmam Ali Naki aleyhi’s-selâm gülerek: "Cevabını verdin mi?" diye sordu.
"Hayır, cevabını bilmiyordum." dedim.
İmam aleyhi’s-selâm: "Sorduğu sorular nedir?" diye buyurdu. Ben de hakkında soru sorduğu ayetleri sırayla okuyarak yönelttiği soruları şu şekilde açıkladım:
1. "Kendi yanında kitaptan bir ilmi olan biri dedi ki: Ben, gözünü açıp kapatmadan önce onu [2] sana getirebilirim." [3] Acaba Allah'ın Peygamberi, Asif'in [4] ilmine muhtaç mıydı?
2. "Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu ve hepsi de onun için secdeye kapandılar." [5] Yakub ve evlatları, Peygamber oldukları halde nasıl Yusuf'a secde ettiler?
3. "Sana indirdiğimizden eğer kuşkudaysan, senden önce kitabı okuyanlara sor." [6] Bu ayetteki muhatap kimdir? Eğer muhatap Peygamber'se, o zaman Peygamber kuşkuda mıydı? Eğer muhatap başkası ise, o zaman kitap -bu ayette bahsedilen indirilmiş olan ayetler- kime nazil olmuştur?
4- "Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem, deniz de mürekkep olsa ve bundan sonra da yedi deniz daha mürekkep olup o denize katılsa yine de Allah'ın kelimeleri (yazılmakla) tükenmez." [7] ayetinde geçen bu denizler nedir ve nerededir?
5- Cennet hakkındaki şu ayetten sordu: "Orda nefislerin istediği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı her şey var..." [8] Adem'in gönlü buğday istedi ve onu yedi. Öyleyse neden cezalandırıldı?
6- "Ya da onları erkekler ve dişiler olarak evlendirir." [9] Allah, kullarını erkeklerle evlendirdiği halde nasıl olur da bu fiili yapan kavmi cezalandırır?
7- Bazı davalarda nasıl olur da hanımın şahitliği tek başına câiz olur? Halbuki Allah şöyle buyurmuştur: "İçinizden adalet sahibi iki erkeği şahid yapın." [10]
8- Hz. Ali aleyhi’s-selâm’ın, hunsa hakkındaki (erkek mi veya kadın mı olduklarının teşhis edilip miraslarının belirlenmesi için) buyurduğu şu sözden sordu: "Hangi mecradan idrar ettiğine bakılarak miras alırlar? Acaba idrar ettiğinde kimin ona bakması gerekir? Çünkü erkek bakacak olursa kadın olması mümkündür, kadın da bakacak olursa, erkek olması mümkündür. Bunların her ikisi de câiz değildir. Kendisinin iddiası da çıkarı olduğu için kabul olmaz.
9- Bir koyun sürüsünün sahibi sürünün yanına varır ve o esnada çobanın bir koyunla temasta bulunduğunu görür, çoban, sürü sahibini görünce bir kenara çekilir, koyun da diğer koyunların arasına girip kaybolursa, bu koyun nasıl kesilir? Etinin yenmesi de helal midir, helal değil midir?
10- Sabah namazı, gündüz namazlarından olmasına rağmen neden sesli kılınıyor; halbuki sesli kılmak gece namazlarına aittir?
11- Hz. Ali aleyhi’s-selâm, İbn-i Curmuz'a (Zübeyr'in katiline) şöyle buyurdu: "İbn-i Safiyye'nin (yani Zübeyr'in) katilini ateşle müjdele" [11] Hazreti Ali imam olduğu halde neden o katili öldürmedi?
12- Yine Ali aleyhi’s-selâm, neden Sıffin savaşında, düşmanın ordusundan saldıranı, firar edeni ve yaralı olanı öldürdü ve öldürülmesini emretti; fakat Cemel savaşında firar eden ve yaralı olanları öldürmedi ve öldürülmelerini de emretmedi ve "evine giden ve silahını yere bırakan emandadır" buyurdu? Hz. Ali, neden böyle yaptı? Eğer, ilk hüküm doğruysa, o zaman ikincisi yanlıştır.
13- Livatada bulunduğunu itiraf eden bir kimseye had uygulanır mı, uygulanmaz mı, yoksa ondan had düşer mi?

İmam Ali Naki aleyhi’s-selâm (bu soruları dinledikten sonra şöyle) buyurdu: "Ona yaz ki:"
"Ne yazayım?" dediğimde buyurdular ki: "Şöyle yaz:
Bismillahirrahmanirrahim
Allah seni doğru yola hidayet etsin, mektubun ulaştı, bizde bir kusur bulmak için kendini zahmete düşürerek, bizi imtihan etmek istemişsin. Allah seni niyetine göre mükâfatlandırsın, meselelerinin cevabını izah ettik, öyleyse onları dinle, onları anlamaya hazırlan ve onlara iyice dikkat et. Çünkü artık hüccet sana tamam olmuştur. Vesselam.
1- "Kendi yanında kitaptan bir ilmi olan" Asif b. Berhiya idi. Hz. Süleyman, Asif'in bildiğini bilmekten aciz değildi. Fakat cin ve insanlardan olan ümmetine kendisinden sonra Asif'in hüccet olduğunu tanıtmak istedi. O ilim, Hz. Süleyman’ın ilmindendi. Allah'ın emriyle onu Asif'in yanında emanet bırakmıştı, onun imamet ve önderliğinde ihtilaf etmemeleri için o ilmi ona öğretmişti. Nitekim Hz. Davud'dan sonra Hz. Süleyman’ın, peygamber ve imam oluşunun bilinmesi ve hüccetin halka muhkem kılınması için Hz. Davud’un zamanında da Hz. Süleyman’a bu ilim öğretildi.
2- Yakub ve çocuklarının secde etmesine gelince; onların secdesi Allah'a itaat ve Yusuf'a muhabbetlerini aşikâr etmek içindi. Nitekim meleklerin, Hz. Adem'e secde etmeleri de Hz. Adem için değildi, aksine Allah'ın emrine itaat etmek ve Hz. Adem'e sevgilerini göstermek içindi. Dolayısıyla Yakub'un, evlatlarının ve Hz. Yusuf'un da onlarla beraber secdeye kapanmaları da yine bir daha bir araya toplanmalarının ve ayrılık döneminin sona ermesinin şükrünü yerine getirmek içindi; Yusuf’un şükür secdesinde şöyle dediğini görmüyor musun?:
"Rabbim, sen bana saltanat verdin, sözlerin yorumundan da (bir bilgi) öğrettin." [12]
3- "Sana indirdiğimizden eğer kuşkudaysan, senden önce kitabı okuyanlara sor" ayetinde muhatap Peygamber'dir. Ancak Peygamber'in kendisine indirilen vahiyde hiç bir şüphesi yoktu.
Fakat cahiller diyorlardı ki: Neden Allah meleklerden birini peygamber kılmadı ve bizimle Peygamber'i arasında yemede, içmede ve pazarda dolaşmada hiç bir fark koymadı? Allah-u Teâla da Peygamber'ine vahyetti ki, bu cahillerin huzurunda "Senden önce, semavi kitapları okuyan kimselerden sor" ki acaba Allah, şimdiye kadar yiyip, içmeyen ve pazarlarda dolaşmayan bir peygamber göndermiş mi? Çünkü sen de onlar gibisin.
"Sana indirdiğimiz şeyden kuşkudaysan" tabiri de şüphede olduğundan değildir, sadece (tartışmada) karşı tarafa insaflı davranmak içindir. Nitekim mübahele ayetinde, Hak Teâla şöyle buyuruyor:
"De ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah'ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım." [13]
(Elbette Hristiyanlar yalan söylüyorlardı, bunda hiç bir şüphe yoktu.) Eğer Allah'ın lanetini sizin üstünüze kılalım deseydi, mübaheleyi (lanetleşmeyi) kabul etmezlerdi. Allah, Pey-gamber'inin risalet vazifesini yaptığını ve yalan söyleyenlerden olmadığını biliyordu; ve Peygamberin de, kendisinin doğru söylediğine yakini vardı; fakat tarafsız olarak konuşmak istiyordu.
4- Şu ayete gelince; "Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem, deniz de mürekkep olsa ve bundan sonra yedi deniz mürekkep olup bu denize katılsa yine de Allah'ın kelimeleri (yazıl-makla) tükenmez." Evet öyledir; eğer dünya ağaçları kalem, yedi deniz daha o denize katılsa, yerden çeşmeler coşsa, Allah'ın kelimeleri tükenmez, onlar tükenir. Yedi deniz şunlardır: Kibrit nehri, Nemr nehri, Berehut nehri, Taberiyye çeşmesi, [14] Masebzan ılıcası, Lisan ismiyle meşhur olan Afrika ılıcası ve Bahravn nehri. Bizler ise Allah'ın faziletleri tükenmeyen ve faziletlerine erişilemeyen kelimeleriyiz.
5- Cennete gelince; şüphesiz orada her çeşit yiyecek, içecek, nefsin istediği ve gözün lezzet aldığı güzel manzaralar var. Allah-u Teâla da, bunların hepsini Hz. Adem'e helal kılmıştı. Allah’ın, Adem ve eşini kendisinden nehyettiği ağaç, hased ağacıydı. Allah-u Teâla, mahluklarından üstün kıldığı kimselere, haset gözüyle bakmamaları için onlara tavsiyede bulunmuştu. Ama Hz. Adem, bu tavsiyeyi unuttu ve haset gözüyle onlara baktı, böylece Allah, onu azimli ve kararlı bulmadı.
6- Şu ayete gelince; "Ya da onları erkekler ve dişiler olarak çiftler." bunun manası şudur: Onun (insanın) yeni doğan çocuğunun, biri oğlan, biri de kızdı. Birlikte dünyaya gelen iki çocuğa çift (ikiz) denir. Bunlardan her biri diğerinin çifti sayılır. [15]
Allah'ın kastı, büyük günahlara bulaşmak için kendine cevaz aradığın anlam değildir. "Kim bunları yaparsa, ağır bir cezayla karşılaşır. Kıyamet günü, azap ona kat-kat arttırılır ve aşağılanmış bir halde, ebedi olarak azapta kalır." [16] Elbette tövbe etmemiş olsa.
7- Kadının şahitliğinin tek başına caiz olmasına gelince, bu (doğum vakti doğan çocuğun, ölü veya diri olması hususunda) tanıklığı güvenilir olan ebeye aittir ve eğer güvenilir olmazsa o zaman iki kadından az kifayet etmez. Burada çaresizlikten iki kadın, iki kişinin yerine hesap olunur. Çünkü burada erkeğin, kadının işini uhdesine alması mümkün değildir. Eğer o (güvenilmeyen) kadından başka bir kadın olmazsa (o zaman) yeminle onun sözü kabul edilir.
8- Hz. Ali aleyhi’s-selâm’ın, hunsa hakkındaki sözüne gelince; bu mesele Hazret’in buyurduğu şekildedir. Şöyle ki; adil kişiler aynanın önünde dururlar, hunsa da onların arkasında çıplak olur, şahitler onun fotoğrafını aynada görüp tanıklık ederler.
9- Koyun ve çoban meselesine gelince; eğer koyunu tanıyorsa onu kesip yakar; tanımıyorsa, (kur'ayla tayin eder şöyle ki;) Koyunları ikiye bölüp kur'a çeker, kur'a hangi tarafa çıkarsa, diğer kısmı kurtulur. Sonra yine kur'a çıkan kısmı ikiye böler ve kur'a çeker; koyunlar iki tane kalana kadar böyle yapar, son kur'a hangisine çıkarsa, onu boğazlayıp etini yakar ve böylece diğer koyunlar kurtulmuş olur.
10- Sabah namazına gelince; yüksek sesle kılınmalıdır. Çünkü Peygamber salla’llâhu aleyhi ve alih, sabah namazını gecenin son karanlığında kılıyordu. Bu yüzden sabah namazının kıraatı, gece kıraatları hükmündendir.
11- Hz. Ali aleyhi’s-selâm'ın, "İbn-i Safiyye'nin (Zübeyr'in) katilini cehennemle müjdele" sözüne gelince, bu söz Hazret Peygamber-i Ekrem'in önceden ona verdiği müjdedir. Katil "Nehrevan" savaşına katılan haricilerdendir, Hz. Ali aleyhi’s-selâm, onu Basra'da öldürmedi. Çünkü onun Nehrevan fitnesinde öldürüleceğini biliyordu.
12- Ama senin, "Ali aleyhi’s-selâm, Sıffîn savaşında saldıranları, kaçanları öldürüyor ve yaralıların öldürülmesine müsaade ediyordu, ama Cemel savaşında ise kaçanları takip etmiyordu, yaralıların öldürülmesine de izin vermiyordu ve silahlarını yere bırakana ve evlerine girene güvence veriyordu." sözüne gelince, bu iki çeşit tavrın sırrı şundan ibarettir:
Cemel ehlinin komutan ve önderleri (yani Talha ve Zübeyr) öldürülmüştü, artık onlar için dönecekleri (ve yeniden fitne başlatacakları) bir grupları ve üssleri yoktu, hepsi savaşmaksızın ve muhalefet etmeksizin evlerine geri dönüyorlardı ve onlarla uğraşılmamasına razıydılar. Artık onlar hakkında gereken vazife, onlara kılıç çekmemek ve incitmemekti. Çünkü onlar, yardım toplamak (ve savaşı yeniden başlatmak) düşüncesinde değillerdi. Ama Sıffîn ehli, hazırlıklı bir orduya katılmaya ve kendilerine silah, zırh, mızrak, kılıç toplayan, bağışta bulunan, azık hazırlayan, hastalarını ziyaret eden, kırıklarını bağlayan, yaralılarını tedavi eden, piyadelerine binek veren ve çıplakları örten bir komutanın yanına gidiyor, yine tekrar savaş alanına dönüyorlardı. İşte bu yüzden Ali aleyhi’s-selâm, tevhid ehline karşı savaşmak hususundaki hükmü iyice bildiği için hükümde bu iki grup arasında eşitlik gözetmedi. Fakat hakkı onlara izah etti. Bu durumda tövbe etmeyen kılıca maruz kaldı.
13- Livatada bulunduğunu itiraf eden kişiye gelince; eğer şahidi olmaz ve kendi isteğiyle itiraf etmiş olursa Allah tarafından onu cezalandırmaya salahiyetli olan imamın, (hakimin) O’nun tarafından minnet ederek onu muâf kılabilir. Allah-u Teâla'nın, Hz. Süleyman'a buyurduğu şu sözü duymamış mısın? "İşte bu bizim bağışımızdır; (istersen sen de minnet et hesaba vurmaksızın ver, ya da tut.)" [17]
Sorduğun soruların hepsine cevap verdik, bunu bil.
__________
[1]- Hz. İmam Ali Naki aleyhi’s-selâm’ın Musa Muberka’ ismiyle tanınan kardeşidir; mezarı Kum şehrindedir.
[2]- Belkıs'ın tahtını.
[3]- Neml/40.
[4]- Hz. Süleyman aleyhi’s-selâm 'ın veziri.
[5]- Yusuf/100.
[6]- Yunus/94.
[7]- Lokman/27.
[8]- Zuhruf/71.
[9]- Şura/50.
[10]- Talak/2.
[11]- Bu ibareyle onun ateş ehlinden olduğunu anlattı.
[12]- Yusuf/101.
[13]- Âl-i İmran/71.
[14]- Filistin’in kuzeyinde bulunan Taberiyye gölü olması gerek.
[15]-Maksat evlenmek değildir. Ayetin doğru manası şöyledir: "Ya da onları erkekler ve dişiler olarak çift (ikiz) verir."
[16]- Furkan/68,69.
[17]- Sad/39.

Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
23-04-2014 12:30 - 857 Okunma
Caferider Web TV
Video Galeri
Foto Galeri
Yazarlar Tümü
Mehdi AKSU
EMEK VE HİZMETE KADİR ŞİNAS OLMAK!
İbrahim ŞEREN
RAMAZAN ÖZLE BULUŞMA AYIDIR
Av. Sinan Kılıç
İnnaLillahi ve İnnaİleyhiraciun
Şirali Bayat
GADİR-İ HUM OLAYININ TANITIMI VE ARAŞTIRMASI KİTABI
Kasım Alcan
Hiç olmazsa dünyanızda özgür kişiler olun
Celal Özer
Aşık ve Dünya Sevgisi
Abdullah Turan
İmam Mehdi'nin Dünyaya Geldiğini İtiraf Eden Ehl-i Sünnet Âlimleri
Seyyid Ahmedi Safi
Tüm Müslümanları ilgilendiren önemli sorun
Musa Ayaztekin
Muta Nikahı Nedir, Ne Değildir?
Çayan Uludağ
Mekteb-i Kerbela
Namık Kemal Zeybek
Osmanlı'da Alevi Katliamı
Hüseyin Çaça
Kerbela Hadisesi-1-
18-11-2017 | Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Sitenize Ekleyin | Künye | Foto Galeri | Video Galeri | Yazarlar | İletişim | RSS
CaferiDer ® 2012  
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir Tasarım & Yazılım : Network Yazılım