Ana Sayfa İç Gündem Ülke Gündemi Dünya Gündemi Kütüphane Etkinlik Kültür -Sanat- Bilim Haber - Analiz Caferider
EHLİBEYTİN LİSANINDA AMİN KELİMESİ VARMIDIR?
Mehdi AKSU

Ehlibeyt kaynaklarına yabancı olan bazıları AMİN kelimesinin Ehlibeytin lisanında, dolayısıyla İslam'da olmadığını ileri sürmüşler ve samimi, saf Müslümanlardan bazılarının yanlışa inanmalarına sebep olmuşlardır.

Amin bütün dinlerde; Yahudilikte, Hıristiyanlıkta ve İslam'da kullanılan bir kelimedir.
Amin ism-i fiildir ve duanın icabete ermesini dilemek için vazedilmiştir.
Bazıları Amin kelimesinin kökünün İbrani lisanında olduğuna inanmışlardır. Zira bu kelimenin kullanıldığı en eski kaynağın eski atik  (Tevrat) olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Ehlisünnetden bazıları namazda Fatiha süresinden sonra Amin söylenmesini vacip bilmişler, bazıları ise sünnet bilmişlerdir. Ama Şia inancına göre namazda Fatiha süresinden sonra Amin söylemek sünnet olmadığı gibi Fatiha süresinin bir cüz'i niyetiyle söylenmesi haramdır ve namazı batıl eder. Yine dua niyetiyle söylenmeside meşhur görüşe göre namazı batıl eder.

Hz. Peygamber efendimizden nakledildiğine göre Amin kelimesi; "Allah'ım kabul buyur" manasındadır. Bundan dolayı insanın kendi yaptığı duasının veya başkasının yaptığı duanın ardından Amin söylemesi rivayetlerde tavsiye edilmiştir.

Ehlibeyt İmamlarının siyerinde onların dua ettikten sonra veya başkalarının yaptığı duadan sonra Amin dedikleri nakledilmiştir. Hatta bazen bu kelimeyi üç defa peş peşe söyledikleri de olmuştur.

Hz. Peygamberin öğle namazı sonrası okuduğu; "Allah'ım senden rahmet sebeplerini diliyorum..." duasından sonra Amin ya Rabbel alemin dediği nakledilmiştir.

Yine Sahifeyi Seccadiye'de nakledildiğine göre  İmam Zeynelabidin aleyhisselam komşularına ve dostlarına şu şekilde dua buyurmuştur; "Beni onlardan en güzel şekilde faydalandır! Hakkımda gözlerini daha iyi aç. Beni daha iyi tanısınlar, faziletimi bilsinler; onlar benimle mutlu olsunlar, ben de onlarla mutlu olayım.
Âmin, ya Rabbe’l âlemin."

Yine İmam Cafer Sadık aleyhisselamın Ramazan ayına veda duasında şöyle dua ettiği nakledilmiştir; "...Bu ayda benim adımı hac divanına yazılanlardan karar kıl... Amin, Amin, Amin ya Rabbel alemin."

Peygamberimiz mescitte oturur, insanlara vaaz ederdi. Bir süre vaazları hep böyle devam etti. Ne var ki yüzünü göremeyenler, bu yüzden sohbete adapte olamayanlar vardı. Sonraları sahabeler Peygamberimizin yanına gelerek "Ya Resulallah, size yüksek bir yer yapalım, oraya çıkın ve oradan vaaz edin; böylece hepimiz sizi rahatlıkla görebilelim" dediler. Peygamberimiz de onların bu teklifini kabul etti.

O günlerde Peygamberimiz bir hurma kütüğüne yaslanarak vaaz veriyordu. Minber yapılıp gelince Peygamberimiz artık hurma kütüğünü bırakıp minbere çıkacaktı. Minber, mescidin duvarına bitiştirilince Peygamberimiz de oraya doğru yöneldi. İlk adımını atınca yüksek sesle amin diye bağırdı. Sonra ikinci adımını attı ve amin dedi, sonra üçüncü adımını attı ve yine amin dedi...
İnsanlar dediler ki: Ya Resulallah! Siz minbere çıkarken üç kez amin dediniz, birileri dua mı etti?

Hz. Peygamber şöyle buyurdu: Evet, Cebrail minbere çıktığımda adım attığım her basamak için bir dua ediyordu. İlk adımımı attığımda "Allah'ım, kim hayatı boyunca anne babasını veya ikisinden birini görür de asla bağışlanmayacağı şeyler yaparsa (haklarını ihlal eder ve ahlarını alırsa) o kimseyi rahmetinden uzaklaştır!" dedi. Ben de "Amin" dedim.

İkinci merdivene çıktığımda Cebrail, "Allah'ım, kim Ramazan ayına girer de bağışlanacağı işler yapmadan (kendine çeki düzen vermeden ve günahlarından tövbe etmeksizin) bu ayı geçirirse onu bağışlama!" dedi, ben de amin dedim.

Üçüncü merdivene çıktığımda da "Ey Allah'ın rahmet peygamberi, dedi; eğer biri senin adını duyar da salavat getirmezse Allah'ın rahmetinden uzak olsun!" dedi ve ben yine amin dedim.

Görüldügü gibi İslami metinlerde Hz. Peygamber ve mutahhar Ehlibeyt İmamlarının mübarek lisanlarında Amin kelimesi söylenmiştir.

Kaynaklar: Muhammed Muhamnedi Rey Şehri, Nehc'üd Dua, cilt, 1, sayfa, 126, Ferhengi Fıkıh, cilt, 1, sayfa, 165
Selam ve dua ile...

Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
07-02-2018 11:48 - 430 Okunma
Mehdi AKSU yazarın diğer yazıları [ Tümü ]
DİRENİŞİN ADI FİLİSTİN! 15-05-2018 tarihinde eklendi
UKRAYNA'DA HZ. MEHDİ COŞKUSU! 03-05-2018 tarihinde eklendi
DÖRT ZÜMREYE ÇOK DİKKAT ETMEK İNDİRİLEN DİNİN EMRİDİR! 20-02-2018 tarihinde eklendi
RABBANİ ALİM ÜSTAT HAMİT TURAN’IN ANISINA! 10-02-2018 tarihinde eklendi
EHLİBEYTİN LİSANINDA AMİN KELİMESİ VARMIDIR? 07-02-2018 tarihinde eklendi
AHMAK VE CAHİL ŞİA! 27-01-2018 tarihinde eklendi
SALAT: DUA MI NAMAZ MI? 16-01-2018 tarihinde eklendi
ASRIMIZIN FİTNELERİ! 01-01-2018 tarihinde eklendi
EMEK VE HİZMETE KADİR ŞİNAS OLMAK! 15-11-2017 tarihinde eklendi
TEFEKKÜRSÜZLÜKTEN TEKFİRCİLİĞE! 31-10-2017 tarihinde eklendi
Caferider Web TV
Video Galeri
Foto Galeri
Yazarlar Tümü
Mehdi AKSU
DİRENİŞİN ADI FİLİSTİN!
İbrahim ŞEREN
Üstad! Gözlerimiz Hep Sizi Arayacak
Av. Sinan Kılıç
Doğru’dan Yanlış çıkarmamak gerek…
Şirali Bayat
GADİR-İ HUM OLAYININ TANITIMI VE ARAŞTIRMASI KİTABI
Hamit Turan
ŞÎR-İ FIZZA
Kasım Alcan
Hiç olmazsa dünyanızda özgür kişiler olun
Celal Özer
Aşık ve Dünya Sevgisi
Abdullah Turan
İmam Mehdi'nin Dünyaya Geldiğini İtiraf Eden Ehl-i Sünnet Âlimleri
Musa Ayaztekin
Muta Nikahı Nedir, Ne Değildir?
Seyyid Ahmedi Safi
Tüm Müslümanları ilgilendiren önemli sorun
Hüseyin Çaça
Kerbela Hadisesi-1-
Çayan Uludağ
Mekteb-i Kerbela
Namık Kemal Zeybek
Osmanlı'da Alevi Katliamı
23-05-2018 | Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Sitenize Ekleyin | Künye | Foto Galeri | Video Galeri | Yazarlar | İletişim | RSS
CaferiDer ® 2012  
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir Tasarım & Yazılım : Network Yazılım