Ana Sayfa İç Gündem Ülke Gündemi Dünya Gündemi Kütüphane Etkinlik Kültür -Sanat- Bilim Haber - Analiz Caferider
BİRLİĞİN DÜŞMANI CEHALET NEFS ÇIKAR-1
Mehdi AKSU
      İslam dini ve bu dinin öğretmenleri olan Enbiya ve Ehlibeyt imamları iman esaslı olarak önce inançlı kalplerde kurduğu birlik ve beraberliği, aile ve topluma yayarak hayatın her alanına taşımıştır. Zaten inancı bir, ibadetleri bir, davranışları bir olan toplumlarda, birlik kendiliğinden oluşur. Çünkü din kadar akıl ve vicdan da birlik ve beraberlik ister. Çünkü birlik ve beraberlik güç demektir, kazanç demektir, barış ve huzur demektir, mutluluk demektir. 
 
     Günümüz dünyasında İslam dini ve Müslümanların azılı müanitleri olan emperyalizm ve siyonizm madde alanlarında kendilerini geliştirmek ve ilerlemek için her türlü vesileyi mubah kabul etmiş ve bu uğurda türlü türlü cinayetlerden geri kalmamışlardır. Bunlar her geçen gün siyasî, iktisadî, askerî alanlarda birliklerle güç kazanırken, Müslümanların inançlarına aykırı ideoloji ve sistemler içinde kalbî birliklerini, mezhepçi bağnazlıkla, ırkçı anlayışlarla coğrafî birliklerini parçalanmış ve bölünmüş görmek içler acısıdır, ardır ve vicdanı ölmeyenler için adeta işkencedir. Oysa dinimiz bir, kitabımız bir, kıblemiz bir, Peygamberimiz bir olduğundan dolayı yüreklerimiz ve saflarımız da bir olmalıdır. İslam dünyası bu ayrışmadan, kutuplaşmadan bir an evvel kurtulmalı ve her konuda olması gerektiği gibi, özellikle birlik konusunda iman ve vicdan değerlerine göre hareket etmelidir. Bu vahim halimizden ve kardeşlerimize yapılan zulümlere duyarsızlık ve sessizlik kokuşmuşluğundan bir an evvel sıyrılmalı, dün olduğu gibi yine insanlığa bu konuda da örnek olmalıyız.
 
    Birliğin, maneviyatın, insan gibi insaf ve adalet ile sülh içerisinde yaşamanın, bireysel ve kitlesel tekâmülün önündeki en büyük engel, cehalet, nefs, rant sağlama, çıkar elde etme ve insanlardan nemalanmadır. İşte bu şeytani sıfatlar sebebiyle birlikler tefrikaya, kardeşlikler düşmanlığa, zenginlikler fakirliğe, özgürlükler köleliğe dönüşüyor ve Müslümanlardan birçokları ne yazık ki imanın kıymetini, kardeşliğin faziletini, birliğin dirlik ve esenlik oluşunu bilemiyor. Bir yerde kutuplaşma, nefret, kin, tefrika varsa, orada -kimse kusura bakmasın, takva ayakları da yapmasın- yukarıda zikrettiğimiz şeytani sıfatlar muhakkak vardır demektir. Nefse tutsak ve şeytana köle olmaktan kaynaklanan kıskançlık, kibir, kin, inat, taassup, bağnazlık, kendini beğenmişlik, şahsi çıkar, mal, makam sevdası çoklarının gözlerini kör etmiş, kendilerinden başkasını görmüyorlar/göremiyorlar, kardeşlerinin hayırlı işlerini takviye ve takdir etmiyorlar. Sadece bizim gibi düşünmüyorlar yahut kendi safımızda bulunmuyorlar diye her türlü dedikoduları, koğuculukları, kusur araştırmaları, yalan, dolanları, iftira, hakaret ve dışlamaları caiz görüyoruz ve böylelikle bizlerle aynı inançları paylaşan kardeşlerimizi kaçırıyor, kaçırmakla kalmıyor kendimizden nefret ettiriyoruz ve kazanılamayacak gereksiz tartışmalarla enerjimizi boşa harcıyoruz. Oysa kaynaklarımıza susayan emperyalizm ve siyonizm, bizi bölüp parçalamak ve bu parçaların da bir araya gelmemesi için ne oyunlar sergiliyor, ne tuzaklar hazırlıyorlar.
 
    Bu hastalıklardan ve ameliyat masasında kan kaybeden bir hasta konumunda olan İslam dünyasının bu sancılardan kurtulmasının yolu cehaletten kurtulma ve nefis tezkiyesi, yani Kuran'ı, dini, inanç değerlerini, tarihimizi iyi bilme, kardeşlik hak ve hukukunu gözetme, mezhep taassubu ve bağnazlığından kaynaklanan her türlü hakaretten, ayırımcılıktan, ırkçılıktan, tefrikalaşmaktan uzaklaşma, bir cahilin yada kendini bilmezin bir sözünü bir ekole, bir topluma, bir mektebe mal etmemek, faydasız münakaşalardan kaçmak ve birlik uğrunda sabırla çalışmak, gayret etmekle gerçekleşir ancak. İnsanın en büyük düşmanı kendi nefsidir. İçteki düşman yok edilmeden dıştaki düşmana galip gelmek mümkün değildir. İçteki düşman ile barışık olanlar kardeşleri arasına tefrika ve hüsranlar sokar, bunun yanında bir de cehalet oldu mu toplumda tahrip etkisi daha fazla olur. Bu zararlı noktada olmak istemeyen her Müslüman önce dinimizi iyi öğrenmeli, öğrendiklerini uygulaması için de nefis tezkiyesini gerçekleştirmelidir. Aksi takdirde salt öğrenmek yeterli olmayacağı gibi daha da zararlı olacaktır. 
Selam ve Dua ile…
Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
07-04-2015 19:10 - 941 Okunma
Mehdi AKSU yazarın diğer yazıları [ Tümü ]
EMEK VE HİZMETE KADİR ŞİNAS OLMAK! 15-11-2017 tarihinde eklendi
TEFEKKÜRSÜZLÜKTEN TEKFİRCİLİĞE! 31-10-2017 tarihinde eklendi
KÖTÜLÜK YAPTINMI KORK ÇÜNKÜ...! 21-10-2017 tarihinde eklendi
DOĞRULUK/DÜRÜSTLÜK VE ÖNEMİ! 03-10-2017 tarihinde eklendi
RİYAKÂRLIK; İÇİMİZİ KEMİREN MİKROP! 26-09-2017 tarihinde eklendi
DİNSEL YOBAZLIK! 18-09-2017 tarihinde eklendi
GADİR-İ HUM’U BİR DE BÖYLE ANLAMAK! 12-09-2017 tarihinde eklendi
GADİR-İ HUM’U BİR DE BÖYLE ANLAMAK-1 07-09-2017 tarihinde eklendi
ZAMANI OKUMAK! 04-09-2017 tarihinde eklendi
FACEBOOK KARNESİ! 30-08-2017 tarihinde eklendi
Caferider Web TV
Video Galeri
Foto Galeri
Yazarlar Tümü
Mehdi AKSU
EMEK VE HİZMETE KADİR ŞİNAS OLMAK!
İbrahim ŞEREN
RAMAZAN ÖZLE BULUŞMA AYIDIR
Av. Sinan Kılıç
İnnaLillahi ve İnnaİleyhiraciun
Şirali Bayat
GADİR-İ HUM OLAYININ TANITIMI VE ARAŞTIRMASI KİTABI
Kasım Alcan
Hiç olmazsa dünyanızda özgür kişiler olun
Celal Özer
Aşık ve Dünya Sevgisi
Abdullah Turan
İmam Mehdi'nin Dünyaya Geldiğini İtiraf Eden Ehl-i Sünnet Âlimleri
Seyyid Ahmedi Safi
Tüm Müslümanları ilgilendiren önemli sorun
Musa Ayaztekin
Muta Nikahı Nedir, Ne Değildir?
Çayan Uludağ
Mekteb-i Kerbela
Namık Kemal Zeybek
Osmanlı'da Alevi Katliamı
Hüseyin Çaça
Kerbela Hadisesi-1-
21-11-2017 | Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Sitenize Ekleyin | Künye | Foto Galeri | Video Galeri | Yazarlar | İletişim | RSS
CaferiDer ® 2012  
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir Tasarım & Yazılım : Network Yazılım